25 Haziran 2011 Cumartesi

Dİyorum ki

  2 yorum
Yazmak için klavyeye her uzanışımda içimde kabaran bir duygu engelliyor düşüncelerimi. Sanki yazmamak daha iyi, daha hayırlı olacakmış gibi geliyor o an. Yazdıklarımla kimseye zarar verecek filan değilim ama bilmiyorum, sanki dünyada daha önemli şeyler varmış ve benim ufak tefek kırıklarım, acılarım yada mutluluklarım kıymetsizmiş gibi.

Çok param olsun istiyorum, çünkü çok param olursa buralardan elimi eteğimi çekip sakin bir kasabada gönlümce yaşayabilirim. İnsanların kalabalığı ve kabalığını ardımda bırakıp romantik komedi tadında bir hayat yaşayabilirim.. Oysa romantik komedi sadece bir film türü değil mi?

Bazı şeylerden çabuk sıkılıyorum, yeniden sarılabilmek için ara vermem gerekiyor. Örneğin blog, gerçi sıkılmadım ama ara vermek iyi geldi. Yine devamlı yazmaya çabalar mıyım, nasip..

Bazı insanlardan da çabuk sıkılıyorum. Karşılaşıp selamlaştıktan sonraki dakikalar içerisinde gerekli gereksiz hayatlarının özetlerini döküveriyorlar ya.. Ya da kıçını kaldırıp dünyaya tek bir fayda sağlamadığı halde sürekli birilerini eleştiren güruh.. Bir de ben çok zekiyim, becerikliyim, onu da yaparım, bunu da yaparım diyerek övgü bekleyen şahıslar. Topunuzu hayatımdan çıkarabilmeyi çok isterdim.

Bazen çıkarcı bir pislik olduğum için kendime kızıyorum. Örneğin bir adam var, aslında suratına bakmam ama işlerimin yolunda gitmesi için ona muhtacım filan.. Yağla babam yağla.. ıyhh.. 

Bu aralar çok agresifim, ama nedense babam ile konuşurken bu agresiflik tavan yapıyor, her konuşmamızda onu kırıyorum. Oysa kızgınlığım başkalarına biliyorum.