30 Eylül 2010 Perşembe

".."

  2 yorum
İmla kurallarını öğrenmeye başladığım yıllardan beri noktalama işaretleri ile aramı iyi tutmaya çalıştım. Özen gösterdim virgülü doğru yere koymaya. Ünlem önemliydi benim için. Açıklamalarımdaysa  bariz iki nokta üst üste biniveriyordu. Çok soru sormazdım ama soru işareti ile biten cümlelerimi cevaplamak zor gelirdi insanlara. Ve bir de noktalı virgülün tipine hastaydım ben, var mı bunun ötesi?

Bir tek noktayı her zaman doğru şekilde koyamıyordum cümlelerinmin sonuna. Esasında bazı cümlelere nokta koymak zor geliyordu. Üç nokta ile sonlandırılabilecek cümleler de değildi onlar benim için, bende iki noktayı  yan yana koymayı seçtim.

Hayatta da böyleydi hep, tamamen sonlandıramıyor ya da uzatacak gücü bulamıyordum yaşadıklarımda. Ve sanki herşey sürüncemede kalıyordu.

29 Eylül 2010 Çarşamba

Mimli Oldum :)

  4 yorum
Karamel beni mimlenmişler alemine katalı neredeyse 1 hafta olmuş ama o süreçte ben hayal aleminde turladığımdan farketmemişim. Döndüm dünyaya, günlerdir okumadığım yazıları okudum, sıra geldi cevaplamaya.

Efenim ilk mimimin böyle sevdiğin çiçek, böcek, şarkı gibi şeyler olacağını düşünürdüm hep. Lakin unutmaya çalıştığımız anları hatırlatmak istemiş bize Karamel.

Hayatınızda en utandığınız an konusunda düşünün ve bizimle paylaşın.
Neyin beni daha çok utandırdığına karar vermem gerçekten uzun sürdü. Kötü anılarımı hafızamın unutulacaklar kısmından tek tek çıkartmam gerekti. Bir kısmını çıkartmamak içinse elimden geleni yaptım. Sanırım beni hala en çok utandıran an ortaokul yıllarımda gerçekleşti. İlk içki denememdi, sonrasında bir daha içmedim zaten. Üç genç kız bir arkadaşın evinde toplanmış ucuz bir viskiyle ergenliğe girişimizi kutluyorduk. Bir bardak sonra bir bardak daha derken alışkın olmayan bünye kendini saldı. Arkadaşlarımın da benden iyi durumda olduğu söylenemezdi. Gecenin devamında tam olarak ne olduğunu hatırlamıyorum ama bir ara balkonda biriyle samimiyeti ilerletmiş bir haldeyken aşağıdan adımın söylendiğini duydum. Ablam sokakta beni almaya geldiğini söylemeye çalışıyordu ama gördüğü manzara karşısında sesi pek de çıkamamıştı. Uzun bir müddet göz göze gelemedim, hala da çeşitli imalarda bulunur ve ben yerin dibine geçerim.

Şimdiki aklın olsa yine utanır mıydın?
60 yaşıma da gelsem ablamın beni o halde görmesinden utanırım sanırım.

O olayı avantaja çevirebilme pratikliğin olsaydı ne yapardın?
Avantaj, yok kardeşim o kadar pratik ve zeki değilim.


Bu mim için Karamele teşekkür ediyor, kötü günleriyle yüzleşme cesareti olan tüm arkadaşlarıma havale ediyorum.

18 Eylül 2010 Cumartesi

15 Eylül 2010 Çarşamba

Aranıyor

  6 yorum

Her yeni blog keşfimde, eğer blog sahibi bayansa acaba diyorum? Acaba o da benden midir? Özellikle aranıyorum yazdıklarında lakin daha bulabilmiş değilim. Hadi reel dünyada görünmezlik zırhına bürünüyoruz da bari sanal dünyada yer alsak da birbirimizi anlayabilsek ne olurdu?
Çok şey mi istiyorum;
1. Bayan
2. Eşcinsel
3. Blog Yazarı

Yabancı blogları takip etmekten ingilizcemi oldukça geliştirdim, işte bu da bana eşcinselliğimin tek faydasıdır.
  6 yorum
Onun için delirmekten kendimi alamıyorum. Bu saplantıdan kurtulamıyorum. Kendimi tamamen berbat hissediyorum şuan. Tüm yaşadıklarımıza, tüm dostluğumuza rağmen her yönü ile beni takatsiz bırakabiliyor. Gecenin bir vakti ziyaretime gelip dizlerimde uzanıp, hiçbir şey hissetmeden gidebiliyor. Oysa ben onu düşünmeden bir saniye bile geçiremeyeceğim yine. Rüyalarımda bile o olacak. Yanımda geçirdiği her saniyede kendimi nasıl tuttuğumu, ona sarılmamak, omzunda ağlamamak, onu çok sevdiğimi söylememek için neler düşündüğümü tahmin edemez kimse. İnsanın içindeki ateşin bu kadar güçsüz bırakabileceğini tahmin edemezdim. 

7 Eylül 2010 Salı

Bayramınız Kutlu Olsun

  Hiç yorum yok

Yoktur öyle anlatılası bayram anılarım filan. Biz küçükken bayramlar öyle çok da matah günler değildi. Aile büyükleri pek cimri, bayram harçlığı filan kim kaybetmiş ki biz bulalım. Babam verirdi arada ama bize değil, kuzenlerime. Onların durumu iyi değil diye sadece onlara veriyorum derdi. Hakkını yemeyeyim, hayatımda bir kez bayram harçlığı almıştım, onu da rahmetli amcam vermişti.

Bayram demek ekstra yorulmak demekti. Sürekli gelen giden, pek tanımadığı için acaip sorular soran bir dolu insan vs. Ders çalışmaktan nefret ettiğim halde bayram günü çalışasım gelirdi işten kaytarmak için. 

Şimdi de bayram çok çekici gelmiyor çünkü bayram sabahı gözyaşları ile başlayacak biliyorum. Yakın zamanda kaybettiğimiz amcam için ağlayacak herkes. Ben ağlayamam, ağlamak kabiliyet gerektirir ama bende o kabiliyet yok. Bu bayram üzerimizde kara bulutlar ile bayramlaşıyor gibi yapacağız. Gözgöze gelmemek için sağa sola bakınacağız. Eski bayramların tek güzel yanını, amcamın varlığını konuşacağız bol bol. Kıymetimi bilmediğimiz o günleri anacağız.

Yarın bu sahte bayramı kutlamak için gidiyorum memlekete. Şimdiden yanıma birsürü bozuk para aldım, harçlık dağıtacağım çocuklara. Mutlu olun diyeceğim, bu yaşınızda mutlu olun. Hayat sizi kaygılandırmıyorken, kendi adınıza kararlar almak zorunda değilken, sevdiklerinizle geçirebildiğiniz her anın tadını çıkarın.

Size de sevdiklerinizle mutlu bayramlar..

6 Eylül 2010 Pazartesi

Bana Yeni Bir Ben Lazım

  5 yorum
Saplantılı Aslı aşkımdan vazgeçebilmek için başvurduğum yollar beni ona daha da çok  bağlıyor. Bilmiyorum, belkide tanıştığım her kadında onun özelliklerini arıyorum. Onun gibi bakabilmesini, onun gibi bana neşe kaynağı olabilmesini, bana muhtaç olduğu günlerdeki sevimliliğini..

Kiminle konuşmaya başlasam saçma sapan sorularla boğuyorum. Benden kaçmalarını sağlamaya çalışıyor belkide bilinçaltım.  Bu yüzden hiçbir mesafe kaydedemedim yalnızlığımı aşmak konusunda. 

Erkekler boşuna demiyor "kadın milletini anlamak mümkün değil" diye. Bende anlayamıyorum hemcinslerimi. Velhasıl geçen gün bir müddettir arada yazıştığım bir bayanla buluştuk. İçkiyi sevmediğimden yazışırken bahsetmiştim ama o buluştuğumuz yere geldiğinde neredeyse sarhoştu. Ki o derece sarhoş olabilmek için oldukça erken bir saatti. Oturduğumuz dakikadan itibaren dert yanmaya başladı. Ben iyi bir dinleyici olduğumu düşünüyordum onunla tanışına kadar. Hayatta ne varsa hepsinden şikayetçiydi, garsondan, güneşten, sıcaktan, soğuktan, ailesinden, arkadaşlarından vs vs.. O kadar hayattan bıkkın bir hali vardı ki beni de baymak üzereydi. Fazla dayanamadım , kalkalım dedim. Arabayla onu evine bırakmayı teklif etme gafletinde bulundum duymadığım laf kalmadı. Meğer kafasında çoktan bizi bir çift olarak kurgulamış ve evime gelmeyi planlamışmış. 

Oysa yazışırken çok farklıydı, sakin, entellektüel, hayat dolu ve ciddi. Onu bu hale sarhoş olması mı getirdi yoksa gerçek hali bu da internet ortamında kendini farklı göstermeye mi çalışıyordu bilmiyorum. Ama umarım sarhoş olduğu içindir. Biraz önce mesaj atmış, konuşmak istediğini söylemiş. Emin değilim, acaba ona ikinci şans vermeli miyim?

5 Eylül 2010 Pazar

  5 yorum

Düğünlerde somurtan cenazelerde sırıtan kendime bir alkış talep ediyorum!