27 Kasım 2010 Cumartesi

Gelecekteki Sena'ya Not

  3 yorum
İnsan geçmişi düşününce neden hep mutsuz olduğu zamanları hatırlar?  Kötü günlerinin daha fazla olmasından mıdır yoksa mutsuzluk kişiyi daha derinden mi etkiler? Mutluluk yüzündeki gülümsemeden ibaret midir çabucak unutulabilen? Kalbinde hissettiklerine karşı neden bu kadar vefasız olur bilincin, silip süpürür tüm güzel anıları?

Gelecekte bu günlerimi düşündüğümde aklıma ne gelecek? Mutluluğumu hatırlayacak mıyım acaba? Neler yaşayacağını, hayatın insana neler getireceğini kimse tahmin edemez elbet. Fakat ben bu günlerimi unutma ihtimali yüksek bilincime buradan not göndermek istiyorum. 

Bir gün blogu açıp tekrar okuyacak olan sevgili ben (okuyacağım eminim) ;  şuan hayatımda olan insan bana huzur veriyor. Bana karşı samimi, ilgili.. Ve belkide en önemlisi beni değiştirmeye çalışmıyor. 


Belki ileride üzüleceğiz, belki herşey çok farklı gelişecek ama şu zor günlerimde bana verdiği desteği, mutluluğu, sevinci ve heyecanı unutma olur mu? 

Bakışlarındaki masumiyeti, ellerinin sıcaklığını, evimde hatıra bıraktığı kokuyu.. Yokluğunda yastığına nasıl sarıldığımı hatırla.

Hala aynı sarı koltuklarını kullanıyorsan unutma, üçlünün sağ köşesi onundu, bende uzanırdım dizlerine. İzlediğimiz filmler saçma gelirdi, dikkatimizi filme veremediğimizden değil ama, film saçma işte boşver gerisini. 


Yatağın sağ tarafı onun, yastığı da kalın olanlardan. Kahvesini evde bulundurmayı da unutma. Sen sevmiyorsun biliyorum ama o seviyor işte üçü bir arada kahveyi. Arada dolapta görürsen hatırla, gülümse. Fincanını da kırayım deme sakın. Verme çoluk çocuğun eline filan, başına birşey gelirse bozuşuruz şimdiden söyleyeyim!

Bundan günleri haftalar, aylar, yıllar sonra bitebilir. Hayat bu, neler yaşayacağını bilemezsin. Ama eğer onu sen üzdüysen, özür dilemeyi unutma. Üzülen taraf isen affetmeyi bil. Sana tatttırdığı huzurun hatrına..

Gelecekteki ben; bu yazı bu blogda kalacak, silmeyeceğim ne yaşarsam yaşayayım. Bu insan da senin kalbinde, güzel hatıralarıyla yaşayacak. Anlaştık mı?

23 Kasım 2010 Salı

Bazen dünyada adil olabiliyormuş..

  4 yorum


Bir müddettir beni yoran bir sürecin içindeydim biliyorsunuz. İnsan böyle bir hastalık yaşadığı için mutlu olurmuymuş, olurmuş. 
Hayata olan inancımı kaybetmek üzereydim ama hastalığım doktorlarımı da şaşırtacak şekilde iyi çıktı. Ailem ve çevrem bana olan destekleriyle gerçekten beni sevdiklerini gösterdiler. Sevgilerinin sadece çıkarlarına bağlı olduğunu düşündüğüm insanlar benimle ağladı, benimle güldü. Hiç beklemediğim kadar telefon geldi, ziyaretçilerim hemşireler tarafından kovulacak kadar çoktu. Eskiden başıma bir şey gelse tek başıma göğüslemek zorunda kalacağımı düşünür üzülürdüm. Oysa bu hastalık bana yalnız olmadığımı gösterdi. 

Ve sonrası.. Mutluluk sebebim sadece çevremin ilgisi ve sevgisi değil.. Bana yaşadığımı hissettiren, içimi kıpır kıpır eden biri girdi hayatıma. Ondan saatlerce bahsedebilirim ama korkuyorum nazar değdireceksiniz diye :) 

Merak eden tüm blogdaşlarım, sizlere de çok teşekkür ederim. İyiyim, hemde çok iyiyim.. Umarım sizlerde benim kadar mutlusunuzdur..

5 Kasım 2010 Cuma

Hastane Odasından Sevgiler

  10 yorum
Uzun zamandır tedavi sürecinde olduğum için bloga uğrayamamıştım. Tedavim henüz bitmiş değil. Ameliyat oldum, korktuklarım gerçekleşmedi, yani kanser değilmişim :)
Birkaç gün içerisinde evime dönmüş olacağım. Tüm blog arkadaşlarımı çok özledim. Yazılarınızı okumak için sabırsızlanıyorum.
Sevgiyle kalın :)
Dipnot: Hayat güzelmiş be ya :D